"Dijitalleştim!" - Diyorsun ama biliyor musun...

“Benim kişisel Facebook, Twitter, İnstagram hesabım var daha ne olsun. En çok bunları kullanıyor çevrem. Arkadaşlarımın paylaşımlarını beğeniyorum, paylaşıyorum, gittiğim yerlerin fotoğraflarını koyuyorum. Bide bol bol selfie çekiyorum. Şirkette de yeni ürünlerimizi paylaşıyorum. Bunları sadece ben yapıyorum. Bayağı beğeni topluyoruz. Çok takipçimiz var. Hedef kitlemiz büyük. Bireylere değil topluma hitap ediyoruz. Başarılıyız. Ürünümüzü başkalarıyla paylaşan bile var. Geri dönüşü sayfamızın beğeni sayısıyla alıyorum. Yetmez mi? Tabii satışlar da çok iyi gitmiyor her zaman ama… “
Bu muhabbet böyle uzar gider.

 

Günümüzde dijital devrim değil – dijital evrim yaşıyoruz. Dijital sisteme dönüşmek için fikir, kültür, araçları, uygulamaları, alışkanlıkları, fayda ve kazancı değiştirmek gerekiyor. “Eski” de kalmayın. Erişimde ve iletişimdeki evrim “artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak”. Dijital ekosistem dediğimizde kurallar değil, değerler üzerinde kuruludur. Bir şirketin ya da bireyin dijital varlığı varsa, ona sahip çıkmalı, çıkmıyorsa dijital değildir. Peki ya kriz anı için hazırlığın var mı? Örneğin uygunsuz tweet attığında ya da paylaşımda bulunduğunda ne yapacaksın? Bu tarz durumlarda samimi bir özür yeterli olabilir. Lafı dolandırmadan bir duruş sergilenmeli. Kriz anında bireye geri bildirimde bulunduğunda teşekkür edip gülümsemek güzel bir jest olur. Kriz iletişim dokümanı gerekir. Hızlı bir yanıt vermek durumundasın. Hakaret edildiğinde seviyeli cevap ver ama dördüncü de sus ve polemiğe girme. Ağır hakaret olmadıkça yorumu silme, ikna etmeye çalış.


Ayrıca kurum içinde kriz yaşanmaması için bilgi güvenliği yönetmeliğine ihtiyaç vardır. Çalışanlar kendi hesapları üzerinden şirketle ilgili ne paylaşabilir ne paylaşamaz bilmeli.

 

Şirketlerin ve bireylerin itibarın kölesi pazarlama değildir, itibar daha önemli olmalıdır. Markalar “Ben ne için varım?” sorusunu sormalı. İyi bir sosyal marka yaratabilmek için elçiler gerekir. Sana inanan insanlara ihtiyacın var. Avukat gelir gider, o anlık kurtarır ama marka elçisi öyle değildir. Kişiler soru soruyorsa ya da yorum yapıyorsa direkt cevap vermek hem itibar açısından hem de şeffaflık adına önemlidir. Tabii ki şu kadar ciro yapmalıyım diye düşüneceksiniz fakat öncelik değerlerdir. Bu “oyunun” başrolünde kim var diye sorarsak tabii ki “SEN” diye cevap vermeliyiz. İnsan odaklı olmak gerekiyor. Artık bireyler tümü oluşturuyor, bireylerle etkileşim olmalı. Bireyler gerçekten beni dinleyecekler mi diye sorar ve ortak söylenenler nedir diye merak eder. Bireyler başkalarını dinler ve etkilenir. Dijital iletişim de yapmanız gereken; hedef kitlenize seslenmeyin! Hedefin birey ile konuşmaktır. Yani kişiselleştirin! Kurumların durumsal olması lazım o zaman daha iyi temsil etmiş olursunuz kurumlarınızı. Twitter hesabınızda çarpıcı manşet verin, Facebook’da bireylerin başka bireylere anlatması için konu bulun ilgi çekin. İnsanların duygularıyla oynamak (lütfen sadece olumlu anlamda) çok önemli. Şirketlerin kısacası en büyük hatası “Beni yanlış anladılar.” demeleri; aslında doğrusu “Ben anlatamadım.” olmalı, çünkü sen teksin okuyanlar ya da görenler “hepsi”.

 

Bireyler seni Google’da nasıl aramış görebiliyorsun. Google hakkında yazmasın, kendin içerik üretip yaz. İçerik hazırladığında insanların duygularına dokunmalısın. Geniş bir havuz oluşturmak, detaylı düşünüp duygusal ihtiyaçlara göre içerik üretmek, bireye konuşmak ve etkileşimde bulunmak çok önemlidir, çünkü bireylerle bağlantı kuramayan şirketler yok olacak. Unutma ki dijital hikayen dijital özgeçmişini oluşturuyor. Dijital dünyada markalar insanlaşırken insanlar markalaşıyor. Markanız ve hikayeniz özgün, sosyal, samimi ve eğlenceli olmalı. Örneğin Twitter’de manşet yarat. İnsanlar hashtagini kullanarak yorum yapsın. Gündemde kalın. Konuşmaktan çok konuşturun! Bir hikaye ya da konu yaratın, danışmanlık yapın. Artık her şey veri odaklıdır, bu bir yaratıcı dijital dönüşüm.

 

Yeni dünyada ayakta kalmak için mücadele etmek lazım. Yakın zamanlarda “future jobs” iş dünyasında yer alacak ve almaya da başladı. İş modelleri değişecek ve yeni kavramlar oluşacak. Burada önemli olan işler iyiyken değişmek, kötüyken değil. En büyük konular arasında yer alan “Big Data”. Veri toplama odaklı olmak gerekli, çünkü artık hedef kitle bitti. Kredi kartı ekstrelerinden dahi kim olduğun anlaşılabiliyor. Veriyi nasıl kullanacağız, nasıl anlamdıracağız henüz bilemiyoruz. Big data lokasyon, yazı, fotoğraf, ses kaydından oluşmakta. İnternette neler paylaşıyorsan bir veri yığını oluşuyor. Bunların hepsini toparlayıp yapay zeka oluşturuluyor. Bu verilerle bireyler hakkında anlamlı kararlar veriliyor. Örneğin yeni nesil pazarlama için bu süreç kullanılabilir. Gençler neye ilgi duyuyor, yaş aralıkları nedir vb. Buna “future / next generation marketing” diyoruz. Kısacası “Big Data” internet üzerinde bıraktığımız izlerden oluşuyor. “Yeni” ya da “dijital” düşünen gençlere ihtiyaç var, fakat şirkette herkes koltuğuna sarılıyor. Yöneticiler deneyimlerini transfer etmeliler. Bunun için deneyim transfer programı uygulanabilir. Örneğin “CEO for a day” programı yapılabilir. Eskiden usta-çırak aktarımı vardı, artık yok. Aktarımlar torunlardan büyüklerine geçti. Dijital akıl setini (digital mindset) değiştirmedikçe inovasyon ve yaratıcılık geride kalır. Çünkü artık ekranlar arasında yürüyor hayat. Bireyler içerik “Bana gelsin, ben gitmeyim” diyor. Dijital sistem kişiselleştiriliyor. Örneğin Google search bireyi tanıyarak arama gerçekleştirecek, arayarak değil. Bunların olabilmesi için ve bireylerin bir cihaza bağlı kalmaması için uygulamalar sadece telefon için değil, tablet vb. için de olmalı. Müşteri odaklı olup, büyük bir kitleye ulaşmak ve şeffaf olmak gerekir. Dijitalin bir kuralı yoktur. Sürdürülebilirliği yürütebilmek için blog yazmak da çok önemli oldu günümüzde.

 

Yeni içerik üretildiği zaman iyi bir analiz yapmanız gerekir. Hedef kitleniz kim? Nasıl bir hikaye (içerik) anlatacaksınız? Ne anlatacaksınız? Analiz ve araştırma yaparken iyi bir dijital okur yazarlığa ihtiyaç vardır. İçeriğin düzeni, görünüşü, resimleri, kullandığınız renkten piktogramların uyumuna kadar önemli. İçerik ürettiğinde bir proxy brand gerekebilir, çünkü bazen kendi markan yetmeyebilir. Mutlaka bir slogan yarat (Turkcell – Turkcell ile Bağlan Hayata / Arçelik – Aşk ile Yap…). Kalıcı bir hikayen olsun. Ayrıca buna da hazırlıklı ol: Mesai diye bir şey yok! Her an aktif olmalısın. Sosyal medya paylaşımları sadece o mecrada kalmamalı. Bireylerin web sitene girmesi için paylaşımlarında web sitenin linkini koy. Kuruma uygun platformlarda da bulunmak önemli. Her mecrada farklı boyut ve içerikler oluşturmalısın. Bunun içinde bir çalışma takvimi oluşturmak gerekiyor. Sosyal medya içerik stratejilerini düşün. İçerik stratejisine örnek vermek gerekirse araba markadır, benzin de içerik. Benzin olmadan araba gitmez. Ayrıca öncelikli hedef sipariş değil, hangi ay ne paylaşabilirim; örneğin video, grafik, ses, fotoğraf ya da yazı. Neyi hedefleyecek, kime hitap edecek ve ne kazanacağım bundan (rakip mi satış mı?) sorulmalı.
İçerik (post) oluşturmada dikkat edilmesi gereken ise;

 

P eople – kime   O bjektive – amaç   S trategy – strateji   T aktik/target – taktik/hedef

 

İçeriğini sorgula: Paylaşımı kolay mı? Tüketmesi kolay mı? İlgi çekici mi? Tüketiciyi yansıtıyor mu? Etkileşime açık mı?
Örneğin kartlar oluştur, Facebook, Twitter ve İnstagram için. Pazartesi ne paylaşacağım ve kaç kere yayınlayacağım, salı günü ne paylaşacağım. Günleri iyi bilmek gerekir. İnsanların o gün neye ihtiyaçları var? Aylık planlamaları yap. Sonrasında paylaşımların yorumlarını ve ne kadar görüldüğünle ilgili analiz edip ne kadar faydası olduğunu, nasıl bir feedback aldığına bak. Raporlanmalı, süreçlendirilmeli ve incelenmeli. Adımlarını küçük ama hedefini büyük tut! Bu tabii ki bir ekip işidir. Tek başına yapılamaz. Creative director, içerik yazan, strateji yapan, sosyal medya uzmanı (account manager), medya planı ve pazarlamasını yapan bir ekip gerekir. Bunun için iyi bir bütçe ayırmalı. Paran yoksa yapma! Dijital iletişimde aynı zamanda saha ekibi (lokasyon iletişimi), IT, hukuk, insan kaynakları, pazarlama ve tanıtım, kurumsal iletişim, ürün ve hizmet, etkinlik sponsorluk ve müşteri ilişkileri departmanı olmalı. Hepsi bir bütünü oluşturur.

Sadece sosyal medya mecralarında bulunmak dijitalleşmek değildir. Erişilebilirlik, kendini ifade edebilmek, itibar ve varlığını korumak dijitalleşmektir.

 

Dijital iletişim için ekip pahalı bir iş olsa da, şirketinizin reklamını yapmak artık daha ucuz ve kolay. Facebook (for business) reklamlarını kullanabilirsiniz. Tıklama maliyeti çok ucuz. İstediğiniz hedef kitleye ulaşabilirsiniz (cinsiyet, yaş, ikamet ettiği bölge ya da şehir). Ayrıca kolaylık olması adına “hemen al” butonu da sunuyor. Butona tıklandığında ürüne gidiyor. Diğer sosyal medya platformlarında “Satın Alma” butonları bulunmakta. Online alışveriş için İnstagram (Carousel Ads), Twitter, Pinterest (Buyable Pins) ve Snapchat yüksek trende sahip. Kurumlar bu mecralarda reklam yayınlayabilir (E-Commerce / Influencer Marketing).

 

Google reklamlarında (Google Adwords – 100 TL ile başla!) düşük bir ücretle başlayıp büyük ücretlere kadar çıkabiliyorsunuz. Sadece Facebook reklamları gibi tıklama başına ücretlendiriyor. Yani sitenizin ziyaretçisi yoksa ödemede yok. İyimiş değil mi? Çok fazla masraf yapmamak adına günlük minimum 15 TL’lik bir ücretle sınırlandırabilirsiniz. Google search de pozitif ve negatif kelimeler olarak ayırabiliyorsunuz. Daha kolay bir şekilde hedef kitlenize ulaşılabilirsiniz. Bunun içinde Google keyword tools kullanılacak. Evet, çooook basit!


Web 2.0 den Web 3.0 geçiş başlamakta ve bu süreç hayatımızı daha da kolaylaştırmakta. O nedenle bugün reklam verebiliyoruz, yorum yazabiliyoruz ve paylaşıyoruz. Big data dediğimiz (bu alanda hala yüzde yüz bir uzmanımız bulunmamakta – ilgilenen?) verilerle reklamlar daha kişisel hale geldi ve arama sonuçlarına göre reklamlar gösterilmekte. Google’in 1998 de kurulmasıyla 1999 da Google search hayatımıza girdi. Google sadece arama motoru değil aynı zamanda Google books, Google trends, Google apps gibi programları da var. Bunlardan muhakkak yararlanın! Reklamlarınızın anahtar kelimelerini 3 kademe olarak verebilirsiniz. 1. Money keyword - değeri yüksek anahtar gelime; bir kelimeden oluşur ve araması çok büyüktür / 2. Compound keyword s- Yüksek hacimli kelimeler; 2-3 kelimeden oluşur ve orta seviyede aranmaktadır / 3. Long-tail keywords – kısa cümleler; bir kısa cümleden oluşur ve rekabet oranı düşüktür. Fakat ben daha çok aranan tek bir kelime vereyim derseniz yanılırsınız. Kısa bir cümle girerseniz (kırmızı bir araba satıyorum) sadece kırmızıyı arayan kişi sizi bulur, çünkü cümlenizin içinde zaten o kelime geçiyor. Mantıklı değil mi?

 

Dijital dünyayı daha iyi anlamak için örnek vakalara değinelim.

 

Bir banka maden kazasıyla ilgili yöneticinin uygunsuz bir tweet atmasıyla krize neden oldu. Atılan tweet “Kredi kart borçlarınız silinmiştir”. İnsanların daha acısı tazeyken bu tarz bir tweet atmak oldukça tepkiye sebep oldu.
Büyük markaların arasında yer alan bir teknoloji firması, son senelerde çökmeye başladı. Çünkü günümüzde ki dijitalleşmeyi yapmadı, yapamadı.
“Güzel günlerdi” diyen bir cep telefon markası bazı yeniliklere geç kaldı. Başka cep telefon markaların yaptığı inovasyona çok geç ayak uydurdu.
Bir kahve dükkanı zincirin gezi olaylarında “kapılarını kapattı” tweetiyle çok tepki aldı. Bu da web de çabuk yayılan haberlerden dolayı herkesin duymasını sağladı. İşte internetin gücü!
Time Magazin ilgi çekici ve dijital dönüşüme noktasını koyan kapak resmi “Person of the year – YOU” ile olumlu tepkiler aldı. Evet, artık hedef kitle değil hedef bireyler önem kazanıyor.
Bir kıyafet markası, web sitesinde erkek resmi yerine bayan personelin resmini koyunca sosyal medyada dalga konusu oldu. En güzel cevap – “sen de gül geç ve özür dile!” oldu.

Bir elektronik müzik sitesi çok güzel ilerledi. Çünkü Facebook’da takipçiler birbirilerini etiketliyor örneğin bir paylaşımın altına, bu da yayılmasında şirkete yardımcı oluyor. Web sitesi yok, sadece sosyal medya mecraları hesaplarını gösteriyor. Homepage is dead social media lives!
Spotify’ın getirdiği özellik; “ritme göre müzik çalma” spor yaparken örneğin koşarken hızınıza göre müzik çalıyor. İleriki zamanlarda anlık duygulara göre de düzenlenecektir.

 

Günümüzde yaratıcı içeriklere yer verin! Kurumların ilgi çekici web dizayn, videolar, dinleme (eBooks), online PR, blog gibi dijitalleşmesi gerekir. Kurum bir video yayınlayacaksa paraya acımayacak, ne kadar kaliteli bir çekim ve içerik olursa o kadar itibarı yükselir. Bu sadece video için geçerli değil diğer online platformlarda da kullanılacak GIF’ler, resimler de kaliteli olmalı.

 

Yeni formatlar kullanmak adına “Livestreaming, 360 derece Videolar Storytelling ya da Virtual Reality (VR) üretmekte fayda var, inovatif video içerikleri trendte. Videolar sürekli paylaşılıyor o nedenle çok kişiye ulaşmak daha kolay oluyor. Videoyu insanların faydasına göre yapmak gerekir ve yayınlayınca da doğru tags, hashtags kullanılması gerekiyor. Örneğin bir “Vine” video stüdyosu ofis de olabilir. Arka planın düz olup, çok fazla göze batan eşyalar olmaması (yani sadelik!). “Video-Gazeteciliği” gittikçe büyümekte: Sürükleyici hikaye anlatımı (immersive storytelling). Kısacası yeni teknolojiler: VR (sanal gerçeklik gözlüğü), 3D Printer (3 boyutlu her şeyi yazdırır), 3D kamera, iPhone, iPod, tablet teknolojisi, multi screen, giyinilebilir teknolojiler: Google Glass (göz), Smartphone (el), Smartchip, iWatch (kol), Smart shoe ve smart sock 6. hissimiz oldu.

 

Dijital dünyayı takip etmek adına ya da bilgilenmek (ve şaşırmak) için dizi ve filmler var bu konuları ele alan. Bunlardan bir kaçı: Black Mirror dizisi, House of Cards dizisi, Boston Dynamics, HER filmi, 2020 vizyon filmi, Productivity Future, Barcelona Mobile World kongresinden görüntüler, Minority Report filmi, Brand Week 2015 videoları ve Sight kısa filmi.

 

Aynı şekilde de kitap ve dergiler de var : Harvard Business Review dergisi, Değişim – Harvard Business Review kitabı, Vice dergisi, Dijital pazarlama hakkında tezler ve yazılar – (Bursa MBA mobidik.com), Digital Age dergisi, Huffington Post web sitesi, Yönetim 2.0 kitabı, Bilgi toplumu stratejisi ve eylem planı 2015-2018 makalesi vb.

 

Kurum olarak nelere dikkat etmeniz gerektiğini nasıl stratejiler bulmanız gerektiğinle ilgili bir fikriniz oluşmuştur. Peki birey olarak nasıl olmalıyım diye sorarsanız iyi bir “dijital vatandaş” olmanız gerekir. Dijital vatandaş: Güvenlik kurallarını bilen, dijital toplumun parçası olan ve kurallara uyan, başkalarının hakkını yemeyen (dijital hukuk), online ticaret ya da alışveriş yapabilen, dijital okur-yazarlığı iyi olan ve bundan faydalanabilen, dijital iletişimi etik ve ahlaki olan, teknolojiyi kötü kullanmayan, sorumluluk bilen, oyunlara bağımlılığı olmayan ve dijital tehlikelerden kendini koruyan vatandaştır! Özet olarak: Doğru davranış sergile ve diğerlerini buna teşvik et!

 

Hala “dijitalleştim” diyebiliyor musun?! Hadi dijital akıl setini değiştir; dijital dünyaya hoş geldin diyelim!

 

4 Haziran 2016

 

Yeliz Yalın
Instagram: ylz.yln